Otomatik Portakal- Anthony Burgess
Merhaba🌿
Uzun zaman sonra hem yeni bir kitap okuyorum hemde yeni bir blog yazısı yazıyorum. Readin' Slump dönemini bir çok kez yaşıyorum. Sebebini neye bağlayabilirim emin değilim ama sanırım ''tembellik'' diyeceğim. Üstesinden gelmeye çalıştığım bir şey aslında. Sadece üst üste gelen şeyler var ve ben boş kalan zamanlarımı tembellikle değerlendirmek istiyorum. Bilirsiniz vizeler, finaller ve daha neler neler. Şimdi işin özüne gelelim.
KONUSU:
Kitab kankalar Alex, Dim, Georgie ve Pete etrafında gerçekleşiyor. Bu kankalar sokaklarda dehşet saçan, yaşamları saldırganlık üzerine kurulmuş, insan, hayvan ayırt etmeksizin bütün canlılara zarar veren kişilikteler. Baş kahraman girişken ve baskın bir karakter fakat arkadaşları Alex'in etkisi altında kalmaktan sıkılmış olacaklar ki ihanete bavuruyorlar. Ve aynasızlar diye hitap ettikleri polislerin eline atıyorlar. Asıl öykü ise o sırada başlıyor. Alex mapushane damlarına düşüyor. :)
Saldırganlıkları orada devam eder ve orada da yeni gelen suçlu adam, Alex ve diğerlerinin de katkısı ile dayaktan ölünce suç yine bahtsız ve mütevazi anlatıcımızın üzerine atılıyor. Bunun bir sonu olması gerektiğini düşünen devlet yetkilileri ise geliştirdikleri tedavi de Alex'i deney olarak kullanmaya karar verirler. Bu tedavi ise Ludovico Tekniği. Bu teknikle ilaçlar verilip, Alex'e türlü işkenceli videolar izletilip içine iyiliğin işlemesini sağladılar. Ve en büyğk tutkusu olan Bethoween'ın 9.Sensofonisi de dinletilerek ondan da soğuttular. Artık kankamız saldırılara karşı iyilikle karşılık verecek ve asla 9.senfoniyi dinleyemeyecek. Tedavinin sonunda artık özgür kalabileceği söylenmişti. Ve artık özgürdü ama istediği özgürlük bu değildi. Uygulanan tedavi Alex'de yanıt verdiyse de ona iyi gelmedi. (Tekniğin içeriği hakkında başka bir yazı yayımlayacağım.) Her suç işleyişinde hasta oluyor ve beyinsel olarak yapmaması gerektiğini kendine aşılıyor çünkü hastalıkla baş edemeyeceğinin farkında. Böylece saldırmak yerine mütevazi karakterimiz insanlara daha barışçıl yaklaşmayı kendine huy edinmeye duruyor. Sonunda artık özgür bir vatandaş olup evine döndüğünde evde de her şey yolunda gitmiyor ve sokakta kalıyor dostumuz. Sokaklarda kalınca eski dostu Dim' in artık bir aynasız olduğunu görüp inanamadı. Müsait bir alanda onunda saldırısına uğrayan bahtı kara anlatıcımız kitabın başında gasp ettikleri, kapısında YUVA yazan eve rastlıyor. Bu sefer yardıma muhtaç, aciz bir insan olarak. Ev sahibin eşine tecavüz etmişse de bunu yüzlerinde maske ile yaptıklarından Alex'i tanıyamadı. Tabii şimdilik.
Onu bir bebek gibi baktı ama menfaati için. Alex'i kullanarak iktidarı yerinden oynamaktı amaç. Çok geçmeden ev sahibi durumu Alex'in deyimiyle çakozluyor ve gazetelerde öğrendiği 9.Senfoni hassasiyetini kullanarak son ses açarak küçük dostumuzun intiharına sebep oldu.
Bu intihar Alex'i fabrika ayarlarına döndürdü. Yaptıklarını telafi etmek isteyen İşişleri bakanı Alex'i hasta yatağında ziyarete gelir ve gazateler için kocaman gülümsemeli bir kare verirler. İşişleri bakanının küçük dostumuz için de iş teklifi vardı. Asla hayır diyemeyeceği bir iş. Sonunda iyi kalpli Alex kendi farkındalığıyla normal bir insan olup yeni kankalar edindi. Artık saldırı işlerini kendisi yapmıyor yaptırıyordu. Eski dostu Pete ile bir mekanda karşılaştı evlenmiş ve normal bir insandı. Ona imrenmiş olacak ki evlenmek içinde bir kız arayışına girdi. Hatta bir de oğlan çocuğu diledi. Kendisi gibi bir oğlu olacağını ve asla yaptığı hataları da engelleyemeyeceğinin farkındaydı. Alex tedaviyle normal insan kalıbına sokulmak isterken aslında öyle olmadı. İhtiyacı olan şey aslında büyümekti.
Hepimizi iyileştiren şey.
Zamandı.
☆
Ne demek "Otomatik Portakal" ?
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş aslında. "Uqueer as as videoyu orange." Deyiş, olabilecek en büyük gariplikleri barındıran kişi anlamına gelmekte. Yazar bu lafı çok sevmesi üzerine kafasında oluşturduğu kitabın başlığına vermeyi düşünmüş.
Kitap için özellikle bir emek verilmiş, sıradan bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Yazar bir dil bile geliştirmiş karakterlere has olan.
Yazarın kitap için oluşturduğu dil olan "Nadsat" karakterlerin kullandığı sokak dilidir ki gülümseten diyaloglara sebep oluyor. Burgess bu dili kitap için yaratmış. Tekrarlanan sözcükler Nadsat dilinin belirgin özelliklerinden biri. Başkahraman Alex de bunu sıklıkla görebiliriz.
Aşağıya Alex'in kullandığı kelimeleri ekliyorum. Beni güldüren kelimeler.
-İşişleri Bakanı
-Çakozlamak
-Zumzuklamak
-Mangır
-B*k püsür
-Marizlenmek
-Aynasızlar
Aklıma gelenler bu kadardı. Ben kitabı severek okudum ve su gibi aktı gitti. Herkese hitap etmediğini yazanlar olmuş fakat ben edebileceğini düşünüyorum. Okuyun derim.
Sevgiler ey kardeşlerim ve biricik kankalarım.🌿


Ben otomatik portakalı okurken biraz sıkılmıştım ama sonlara doğru heyecan doruğa çıktı. İş bankası serisinin tamamını okumalısın. :)
YanıtlaSilYorumunuz için teşekkür ederim. 😊 Ben bir solukta okuyuvermiştim. Ve kesinlikle İş Bankası'nın bütün setini tamamlamak istiyorum. Şu an okuduğum kitaptan sonra 3. Kitabına başlayacağım. Heyecanlıyım.🌿
SilGüzeldi, bencede iş bankası serisini okumak lazım, sevgimle.
YanıtlaSilKesinlikle, kütüphanelerimize renk katacaktır.😊🌿
Silönemli roman ivit :) bana biraz sert geldi ama ilgin de. filmi de vaar o da ilginç :) bi dee, ödevlerinde başarılaar :)
YanıtlaSilAy evet filmi de gerçekten ilginçtii bazı detaylar aynı olmasa da. Örneğin kitapta Alex'in bir yılan beslediğini anımsamıyorum, fakat filmde böyle bir sahne geçiyor. Çok tatlısın teşekkür ederim. Sonu gelmeyen ödevler. Yorumun çok iyi geldi. Tekrar görüşmek üzeree. Çok çok sevgiler. 🤗🌿
Sil