Sıradan Bir Şeyden Bahsediyorum (Almanya)

                     
Herkese merhaba, başlıktan da anlayacağınız gibi aslında sıradan bir şeyden bahsedeceğim. Çok ama çok sıradan bir şey. En sıradan. Fazla sıradan. Her neyse. Şu an bu yazıyı Almanya’nın Solms kasabasından yazıyorum. Burada günlerin sıradan geçmesinin sebebi aslında toplumun aşırı sessiz olması. Aslında insanlar birbirlerine gördükleri zaman selam veriyor. Tanıdığınız ya da tanımadığınız herkes size selam veriyor.  Ama şu yok: komşuluk ilişkileri. Düşünün ki müstakil bir eviniz ve koskocaman bahçeniz var, sizin gibi şartlara sahip başka haneler, ama gelen giden hiç kimse yok. Tek bir kişi bile o bahçelerin keyfini çıkarmak için istekli değil, ya da komşuyu çağırayım bugün bahçede vakit geçirelim olayı yok. Ve o canım bahçe öylece duruyor. Aynı imkanlara biz Türkiye’de sahip olsaydık o bahçeye yedi ceddimizi sığdırmak için ve insanları yedirip içirmek için elimizden geleni ardımıza koymazdık. Ama gelin görünki kimseyi çağırıp hasbihal etmedikleri gibi kendileri de çıkıp orada vakit geçirmiyor. İnsanlar sadece sabah 5’de kalıp işe gidiyor ve akşam 6’da gelip sinelerine çekiliyorlar.  Sokaklar aşırı boş ve belli bir saatten sonra zaten burada hayat bitiyor. Şunu da anlatmak istiyorum. Bir gece annemle birlikte balkona çıkalım dedik ama dışarda bir tek lambanın bile yanmadığını düşünemedik. Uzun uzun sokaklara bakacaktık ki hiçbir şey göremedik. O an, dışarıda kalan birinin bunun üstesinden nasıl gelebileceğini düşündüm. Nasıl gelebilir ki?  Evlerde bile ışık göremezsiniz. Herkes mışıl mışıl uykuda ve saat 23.00’ı gösteriyor. Türkiye’de bizler o saate dondurma yemek için dışarı çıkıyoruz. Memleketin soğukluğu insanlara da vurmuş gibi. Bu çok ütopik bir düşünce belki ama neden olmasın. Mesela Türk insanının aşırı sıcak olması. İnsanlar çok sıcak, hem de herkese karşı. Bu yazım sanki Almanya’yı kötülemeye yönelik oldu sanmayın. Çünkü aşırı güzel yönleri de var. Örneğin bisiklet sürmek. Özgürce bisiklet sürmek. Alman hükümeti hemen hemen her yolun yanına bir de bisiklet yolu koymuş. İnsanlar burada belki de arabadan çok bisiklet sürüyor. Yaşlı ya da genç fark etmeksizin. Bu durum, ülke halkına pozitif bir katkı. Sebebi ise insanları araba almaya yöneltmemesi. Bu da temiz hava demek oluyor. Araba fiyatlarının ucuz olması bile bisikleti kullanmaya engel değil. Şöyle ki market bizim bulunduğumuz konumdan 5 km kadar uzaklıkta, fakat kimse bu yolu gitmek için araç kullanmıyor. Herkesin altında arabası olduğu gibi bisikleti de var. Vatandaşlar 5 km yolu bisikletle gidiyor. Mümkün olmadıkça araç kullanmıyorlar. Hatta abartmıyorum yürüyenler bile var. Hoşuma giden başka bir şey ise  Evlerin çok katlı olmaması. Göze hitap eden bir çevresi var. Her şey düzenli çarpık kentleşme olayı yok. Yeşilliği bol, tabii çayır alanları da azımsanmayacak kadar var. Almanya ile ilgili bahsettiğim bu olumlu maddeler Türkiye de eser miktardaki bölgelerde belki vardır ama ben hiç rastlamadım. İstanbul’da yaşadığım için İstanbul’dan örnek verecek olursam ne düzenli bina yerleşimi ne de  bisiklet sürme imkanı. Bunların hiçbiri bizde yok. Teşekkürler kredi veren bankalar teşekkürker araba sevdalıları. Hayatımızdan böyle güzellikleri çaldığınız için. İşte böyle. Biraz bahsetmek istedim sadece. Gezip gördükçe, yiyip içtikçe yine buralarda paylaşmaya çalışacağım.
  Selametle dostlar.

Yorumlar

  1. ne güzelmiş fotodaki yer. evet haklısın amaa keşke biraz benzesek yaa almanyayaa. düzenli kurallı onlaar, gürültü yok, temiz yollar filan. ekonomileri de iyi. refahlar :)

    YanıtlaSil
  2. Fotoğraftaki yer Solms Nehri. Gerçekten görülmeye değer bir güzellik. Dediğin gibi sükûnete ve iyi bir ekonomiye ihtiyacımız var...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar